ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM-1


OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA CİNSELLİK VE CİNSEL EĞİTİM

CİNSELLİK: Psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik yönleri olan cinsellik; insanın doğuştan getirdiği cinsiyetine ait özelliklerin tümüdür. Daha doğduğu andan itibaren kişinin biyolojik cinsiyeti, ses tonu, giyimi, saç şekli, yürüyüşü, oturuş şekli cinsel kimliğinin bir parçasıdır.

Anne-babalık serüveni evlilik ve dünyaya getirilen bir çocuk ile başlar. Çocuğun sağlıklı fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimi; sağlıklı bir eğitim ve bilgilendirme süreci gerektirir.Teknoloji çağında olmamıza rağmen; özellikle cinsellik söz konusu olduğunda, ailelerimizin yaptıklarını yapmak ya da konuşulmayan konuları konuşmamak sağlıksız bir neslin yetişmesine sebep olmaktadır. Sağlıksız bir cinsel eğitim; mutsuzluklar, intiharlar, şiddet, öfke ve dolayısıyla toplumsal kaosun da bir nedenidir.

Cinsellik; aile ilişkilerinde, eğitim ve öğretimde yok sayılan bir konudur. Bunun başlıca nedenleri; anne babanın bu konudaki bilgi eksikliği, çekingenlikleri, cinsel eğitimin seks eğitimiyle karıştırılmış olması, cinselliğin tabu olarak görülmesi ve eğitim müfredatında yer almamasıdır. Çoğumuz yetersiz cinsel eğitim almanın zorluklarını yaşamışızdır. Buna rağmen bu yanlış tutumu kendi çocuklarımıza karşı sürdürürüz. Kendimizi rahat hissetmediğimiz bir konuda çocuğumuza yardımcı olmamız oldukça güçtür. Mimiklerimiz, ses tonumuz, kelime seçimimiz, bedensel olarak rahat olmamız, çocuğumuzu istekli ya da isteksiz biçimde dinlememiz ona duygularımız hakkında fikir verir. Cinselliğin günlük yaşantıda hiç konuşulmaması çocuğa bu konudaki merakının bastırılması gerektiği izlenimi verir. Cinsellik tabu haline gelir, giderek düşünme bile yasaklanır. Çocuk böylece susar, soru sormaktan vazgeçer ve görünüşte bu konularla ilgilenmez. İçindeki cevaplanmamış sorular ile yaşar. Bu durumdaki en büyük tehlike bu sorunun cevaplarını arkadaşlarından öğrenmesidir. Kimi ebeveynler ise çocuktan hiçbir şey gizlemeyerek cinsel eğitimin en doğrusunu verdiklerine inanırlar. Çocukların yanında fazlasıyla açık kıyafetlerle dolaşır ve beraber yıkanırlar. Seçici davranmadan, çocukların rahatlıkla ulaşabileceği şekilde kaynaklar sunarlar( internet, kitap, TV yayınları gibi). Bu davranışlar çocuğun merakını gereksiz yere kamçılar. Temel cinsel bilgileri bile almamış, dünyaya nasıl geldiğine ilişkin soruları bilimsel yanıtlanmamış çocuk, ulaştığı bu sınırsız ve uygunsuz bilgilerle büyümektedir. Kavramaya hazır olmadığı gözlemlerle kafası karışır. Ayrıca ailenin bu tutumu, toplumun cinsel davranışlardan beklediği ‘’gizlilik ve özellik’’ anlayışıyla çelişir. Ebeveynler çocuklarına internet ve arkadaşlarından önce ulaşmalı, bilimsel bilgilerle onları donatmalıdırlar.


ÇOCUKLARLA CİSELLİK KONUŞMANIN ÖNEMLİ KURALLARI

- Çocukların cinselliğin sadece bedenleriyle ilgili olmadığını; aynı zamanda sorumluluk, yakınlık ve sevgi ilişkisi olarak öğrenmesi önemlidir
- Soruları kısa ve basit bir şekilde cevaplayın. Çocuğunuz size gebe kalmayı ve doğumu sormuş olabilir. Ona ayrıntılı bir biçimde cinsel ilişkiyi anlatmanız gerekmez. “Babanın tohumlar annenin yumurtasıyla birleşince bebek oluşmaya başlar.” diyerek anlattığınızda çocuğunuz “Tamam” diyerek oyun oynamaya başlarsa, ona daha fazla bilgi yüklemeye gerek yoktur. Gelişiminin üstünde açıklamalar onu korkutur. Erken yaşta cinsellik konusunda aşırı uyarılma, erken ve sağlıksız deneyimlere yol açmaktadır.
- Çocuk size ve arkadaşlarına ne şekilde dokunacağını öğrenmelidir. Sırf istiyor diye kalçalarınıza, göğüslerinize dokunmamalı veya dudaklarınızdan öpmemelidir. Onu terslemeden sevgisini farklı şekilde ifade etmesi gerektiği anlatılmalıdır. Dokunmanın öneminin yanı sıra, birinin dokunuşları onu rahatsız ediyorsa buna izin vermemesini ve bu kişiyi nasıl durduracağını öğretmek gerekir. Size ya da oradaki yetişkinleri bilgilendirmelidir. Kötü amaçlı dokunmalara aşırı vurgu yapmak, çocuğun sizden gelebilecek sevgi dokunuşlarını bile yanlış algılamasına neden olabilir. Bundan dolayı cinsellikten konuşurken hem riskleri hem de haz veren tarafları anlatmak gerekir.
- İnandıklarınızı ve düşüncelerinizi çocuğunuza öğretin. Fakat aynı zamanda ona kendi düşüncelerini oluşturması için zaman tanıyın. Kişiselliği, çıplaklığın ve cinselliğin özelliğini ve sınırlarını öğrenmeyen çocuk risk altındadır. Bu nedenle çocuğunuza aktarmadan önce inandıklarınızı ve düşündüklerinizi bilimsel bilgilerle sınamalısınız.
- Evin içindeki çocuğun ulaşabileceği denetimsiz yayınlar, cinsellik konusunda ona yanlış bilgiler aktarabilir.
- Çocuğunuzla açık bir biçimde konuşmanız ve onu dinlemeniz, onun yanlış davranışta bulunma olasılığını azaltır.
- Çocuğunuz tuhaf soru sorduğunda bile sakin olun. Bu tür sorular karşısında çocuğunuzu susturur ve onunla konuşmaktan kaçınırsanız, çocuğunuz bu konuda sizin değil arkadaşlarının, etrafındaki yazılı ve görsel kaynakların yargılarını öğrenecektir.
- Çocuğunuz sorusunu tam anlayın ve sorusu ne olursa olsun nereden öğrendiğini sorgulamayın ve yargılamayın. Soruları size sormasını destekleyin, başka soruları olduğunda da sorması konusunda yüreklendirin.
- Çocuklarınıza mahremiyeti öğretin. Kapınız kapalı olduğunda girmeden önce vurması gerektiğini öğretin. Siz de onun kapısı kapalıyken aynısını yapın.
- Cinsel organları biyolojik isimleriyle kullanın. Üç yaşından sonra erkek çocukların cinsel organı için penis, kız çocukların cinsel organı için vajina doğru kelimelerdir.
- Konuşma fırsatlarını kullanmak gerekir. Cinsellik ile ilgili konuşmaları, bir bebeğin dünyaya gelişi ya da ev hayvanınızın yavrularının olmasının ardından yapabilirsiniz.
- Okul öncesi dönemden itibaren cinsellik oyunları, mastürbasyon davranışları gibi cinselliği tanımasına yarayacak soruları utandırılmadan, korkutulmadan, eleştirilmeden ve net bir şekilde cevaplandırılmalıdır. Şaşırmış ve şok olmuş gibi davranmayın ki ergenliklerinde de sizinle cinsellik ve duyguları hakkında konuşsunlar.
- Nerede çıplak olabileceklerini (banyo, tuvalet), nerede giyinik olmaları (sokak,ok ul..) gerektiğini öğrenmelidirler.
- Çocuklara kulağın, burnunun yerini öğretirken cinsel organları “Bu senin penisin veya vajinandır” diye göstermek gerekir.
- Çocuklar doğal olarak vücutları hızla değişirken telaşa kapılırlar. Bundan dolayı,onları bekleyen değişiklikler hakkında konuşmak, gelecek dönemi güvenli bir biçimde karşılamalarına yardımcı olacaktır. Örneğin 9-10 yaşlarındaki kız çocuğuyla adet kanamasını konuşmak, ilk kanaması oluştuğunda paniğe kapılmamasını sağlayacaktır.
- Ergenlik döneminde cinsel ilişkiyi, bulaşıcı hastalıklardan ve istenmeyen gebeliklerden korunmayı öğretmek gerekir.


DOĞRU TUTUM ?

        Cinsellik hakkında konuşmanın doğru zamanını ve nelerin konuşulacağını bilmek önemlidir. Yargılamaktan kaçınarak, anlamaya çalışarak ve beden dilimize dikkat ederek konuşmalıyız. Televizyon seyrederken cinsellik içerikli, aniden sorulan bir soruya cevap vermek zor olabilir. Çocuğa kızarak, kanal değiştirerek, gerilerek veya susarak tepki vermemiz; çocukta bir daha soru sormaması gerektiği izlenimi verir. Çocuğa yaşına ve anlama yetisine göre yanıt vermek, merak ettiğinden fazlasını vermemek gerekir. Kendimizi yetersiz hissettiğimiz konularda bunu araştırıp seni bilgilendireceğim demek, doğru bir yaklaşım olacaktır. Beklemediğimiz ama gelişimlerine bağlı oynadıkları oyunlar ve sergiledikleri davranışlar bizi korkutmamalıdır. Çocuklar evcilik veya doktorculuk gibi oyunlar esnasında bedenleri arasındaki farklılıkları keşfederler. Bu durumda soğukkanlı olup bedenler arasındaki farklılıklar konusunda sohbet etmek meraklarını gidermeye yardımcı olacaktır.
        Çocuklarla konuşurken, onların sorularını dinlemek gerekir. Sorularını duymazdan gelme veya yanlış anlama sorun yaratır. Bütün soruların yanıtlarını bilmek gerekmez. Önemli olan soru sorulabilen ebeveynler olabilmektir. Soru sormaları doğru bilgi verebilmek için bir fırsata çevrilmelidir. Çocuğunuza erken yaşlarda cinsellik hakkında bilgi vermek, ergenlik çağında iletişim kurmanızı kolaylaştıracaktır. Çocuklara özel zaman ayırmamız, onları başta cinsel konular olmak üzere soru sorma konusunda cesaretlendirecektir. Çocuğa cinsellik ve üreme konusunda bilgi vermeye en uygun kişiler anne ve babalardır. Bundan dolayı en doğru bilgiyi öğrenip çocuklara aktarmak zorunluluğu vardır. Onlara cinselliğin akıl, beden ve ruh ilişkisine dayalı bir kavram olduğunu ve büyüdükçe kendinde olan değişiklikleri fark edeceğini anlamak gerekir. Çocuklara cinsiyet farkı gözetmeksizin soru sorarak ne bildiklerini kontrol etmek de gerekir.
        Ebeveynler çocuklarıyla vücutlar ve cinsellikleri hakkında duygu ve davranışlarını konuştukları zaman çocuklar, cinselliğin ebeveynleri ile konuşulabilecek bir konu olduğunu öğrenirler. Onlara verdiğimiz bilgiler onların kendilerini; sağlıklı, normal, utangaç, suçlu, günahkar ve kötü algılamalarına yol açabilir.
        Anne-babaların cinselliği konuşmakta zorlanmalarının temelinde yanlış bir şeyler söylemekten korkmaları, bilgilerinden emin olmamaları ve hazırlıksız yakalanmalarıdır. Bu nedenle konuşmadan önce kendi cinsel değerlerimizi ve bilgilerimizi değerlendirmeliyiz.
        Cinsellik, büyüklerde olduğu gibi; çocuklarda da gizli ve özeldir. Cinsellik konusunda düşünce ve hislerini günlüğüne yazabilmesi gerekir. Onun özel ve gizli bulduğu şeylere saygı göstermek gerekir.
        Cinsel eğitim doğumdan başlayarak ergenlik dönemine kadar olan dönemi kapsar. Cinsel eğitime başlamak için belirli bir yaş olmamasına rağmen anne babalar, ilk sorularla 3-4 yaşlarındayken karşılaşırlar. Genel prensip olarak açıklamalar sade bir dille, dürüst bir şekilde ve bilimsel kaynaklardan yararlanılarak yapıldığı takdirde gelecekte karşılaşılabilecek olası zorluklar yaşanmayacaktır. Çocuğun sorduğu sorular cevaplanmalı ve ihtiyacında fazla bilgi verilmemelidir.
        İnsan doğduğu günden ölümüne kadar cinselliği olan bir varlıktır. Dolayısıyla cinsellik hakkında bilgilenmenin veya cinsel eğitimin yaşam boyunca sürmesi gerekir. Ancak cinsellikle ilgili bilmek istediklerimiz veya bilmemiz gerekenler her yaşta aynı değildir. 65 yaşındaki bir erkek cinsel yaşamın ne kadar devam edeceğini merak ederken, menopoz öncesi bir kadın menopozun vücudunda ve cinsel yaşantısında ne gibi değişikliklere neden olacağını bilmek ister. 12 yaşındaki bir ergenin merakı ise ergenlik ile onun getirdiği bedensel ve duygusal değişikliklere odaklanmıştır. Bu yaşam dönemlerinin en önemlisi 0-6 yaş dönemidir. Henüz okul ve öğretmenler çocuğun hayatına girmediğinden asıl eğitici konumunda olan anne-babalara büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.


DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

1- Çocuğunuz soru sorduğunda cevap verin. “Büyüdüğünde sana söylerim.” veya “Sen nereden duyuyorsun böyle şeyleri !” diyerek onu engellemeyin. Çocuğunuz bir daha sormayabilir ve güvenilir olmayan kaynaklardan yanlış şeyler öğrenebilir. Çocuğunuza soru sorması nedeniyle memnun olduğunuzu belli edin ve “Bu soruyu bana sorduğun için teşekkür ederim” diyerek onu ödüllendirin.
2- Döllenme ve doğum hakkında konuşurken şüpheli, belirsiz veya gerçek olmayan ifadeler kullanmayın. Çocuğunuz insanlar hakkında öğrenmek isterken hayvanları örnek olarak vermeyin. Bu kafa karıştırıcı ve baştan savmacı bir tutumdur.
3- Çocuğunuz soru soracak kadar büyükse, doğru yanıtları ve doğru sözcükleri öğrenecek kadarda büyüktür. Çocuğun ne sorduğundan emin olduktan sonra doğrudan sorulan soruya yanıt verin. Çok fazla bilgi veriyor olmaktan korkmayın. Hazır olmadığı bilgileri eleyip unutacaktır. Çok uzun, karmaşık cevap bir daha soru sorma konusunda hevesini kıracaktır. Çocuğunuza hazır olduğunu düşündüğünüz seviyenin biraz üzerinden bilgiler verin. Fakat konuştuğunuzun bir çocuk olduğunu da unutmayın ve aşırı kitabi bilgiler vermekten kaçının. Örneğin çocuk, kızlar ve oğlanlar arasındaki farkı sorduğunda; kızların vajinası, oğlanların penisi olduğunu ve erişkin yaşa geldiklerinde kızların memelerinin büyüdüğünü, erkeklerin sakallarının çıktığını söyleyebiliriz.
4- Soruyu sorulduğu zaman yanıtlayın. Şayet kalabalık bir ortamda iseniz “ Bunu evde konuşalım.” ya da “ Bunu daha sonra konuşalım.” diyerek cevap ertelenebilir.
5- Bilgilendirirken yaşına uygun resim ve kitaplar kullanın
6- Çocuğunuz soru sormasa bile öğrenmesi için fırsatlar yaratın. Örneğin bir gebeye denk geldiğinizde, bu gebeden yola çıkarak bebeklerin nasıl olduğunu ve nasıl doğduğunu anlatabilirsiniz. Anlatırken doğru terimler kullanmak gerekir.
7- Benzetmeler kullanırken dikkatli olun. Çocuklarda soyut düşünme henüz gelişmediğinden ‘’Anne karnında bir tohum büyümesi” kavramını gözlerinde annenin içinde bir ağaç büyüdüğü şeklinde canlandırabilirler.
8- Bazen çocuğunuzun sorduğu soruyu bilemeyebilirsiniz. Bu durumda en doğru tutum “Bunun cevabını bilmiyorum. En kısa zamanda öğrenip seni bilgilendireceğim.” demektir.
9- Sekiz yaşından küçük çocuklar bilgiyi somutlama, elle tutulur, gözle görülebilir hale getirmeye ihtiyaç duyarlar. Bundan dolayı gebeliğin oluşumuyla ilgili soruları detaylı açıklamak doğru değildir. Sekiz yaşından önce dünyaya nasıl geldiğini soran çocuğa, anne ve babaların birbirlerini sevdiklerinde bir bebeklerinin olabileceğini söyleyebilirsiniz. Daha da detaylı bilgi istediğinde; kızların ve erkeklerin cinsel organlarının birbirinden farklı olmasının sebebi büyüdüklerinde anne-baba olabilmeleri içindir. Kadınların vücudunda yumurtalar, erkeklerin vücudunda ise tohum hücreleri (sperm) bulunur. Tohum hücreleri ile yumurta hücreleri bir araya geldiğinde bebek oluşmaya başlar. Bütün kız ve erkekler dünyaya bu yolla gelirler. Çocuğun yaşına göre karnınızı göstererek “Bebeklerin anne karnında büyüdükten sonra, vajina denilen özel bir boşluktan dışarı çıkar.’’ Bu yaştaki çocuklara sorsalar bile sevişmeyi anlatmanın gereği yoktur, çünkü bu kavramı anlamayacaklardır. Israrlı sorular sorulursa, bunun güzel bir deneyim olduğunu, ancak sekiz yaşından sonra bunu daha iyi anlatabileceğinizi ve anlayacağını söylemek olmalıdır.
10- Bir yaşında iken çocuk cinsel organıyla ya da kakasıyla oynayabilir. Cinsel organına dokunan çocuk kendini iyi hisseder ve sakinleşir. Çocuklar iki yaşına geldikten sonra kendi başlarına soyunmayı ve giyinmeyi öğrenmeye başlarlar. Diğer kişilerin giysilerinin altındaki görüntüsünüde merak ederler. Bu davranışları normaldir. Çocuk sürekli olarak çıplak gezmediği ve çıplak bir şekilde diğer çocuklarla cinsel oyunlar oynamadığı sürece bu durum için endişelenmeye gerek yoktur. Çocuklarla “ÖZEL” in ne olduğunu konuşmak önemlidir.

KAYNAKLAR: PSİKOTERAPİST CEM KEÇE (ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM, ERGENLERE SEKS EĞİTİMİ)
PROF.DR. Z. BENGİ SEMERCİ (BEBEKLİKTEN GENÇLİĞE CİNSELLİK)